23 Haziran 2010 Çarşamba

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması

Merhaba arkadaşlar
Bu sitede özgün makaleler yer almaktadır.Bu nedenle sizlere yine özgün bir makale hazırladım bu yazıda sizlere gerçek yarışma sitemi tanıtacağım.Bu tanıtacağım özgün site ''iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması'' sitem olup içeriği tamamen kral makaleler vardır.Tek bir kopyala yapıştır bulamıyacağınız güncel siteme desteklerinizi eksik etmeyiniz.Ve özgün kaliteli iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması adlı blogumu ziyaret ediniz.

21 Haziran 2010 Pazartesi

Yasemin iyinet frmtr trkygnclr Çongar webmaster seo yarışması hayatı

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması
Yasemin Çongar hayatı
22 Aralık 1966'da dünyaya geldi. Liseyi ABD'de bitirdi. Gazeteciliğe 1984'te, ANKA Haber Ajansı'nda başladı. Gazetecilik yaparken, Mülkiye'nin İktisat Bölümü'nden mezun oldu. Mülkiye'de öğrenci derneği çevresindeki siyasal etkinlikleriyle tanındı. Behice Boran'ın liderliğindeki Türkiye İşçi Partisi'ne yakınlığıyla bilinen Yarın ve Bilim ve Sanat dergilerinde yazdı. Yarın'ı çıkaran ekiptendi. Bu dönemde, İstanbul DGM'de "komünizm propagandası" iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması ve beraat etti. ANKA'dan sonra, Hasan Cemal'in yönetimindeki Cumhuriyet Gazetesi'nde çalıştı. 1990'ların başında BBC'de, Londra'da çalıştı. Türkiye'ye dönünce, İstanbul'da Strateji-Mori araştırma şirketinde yöneticilik yaptı. Ardından Yeni Yüzyıl gazetesini hazırlayan kadroya katıldı ve Taha Kıvanç'a göre, gazetenin "siyasi editörü" iken, Ufuk Güldemir'in teklifi üzerine Milliyet'e geçti ve Milliyet'in Washington muhabiri ve köşe yazarı oldu. 1995'ten beri Washington'da gazetecilik yapıyor. Amerika'nın politikalarını yansıtan pazartesi yazılarının yanı sıra, gazetenin pazar ekinde edebiyat, sanat ve günlük hayat yazıları yer alıyor. 2007'de, Orhan Pamuk, Paul Auster, Salman Rushdie gibi romancılarla uzun röportajları yayımlandı. Ayrıca Agos gazetesinde yazı ve söyleşileri yer alıyor. CNN Türk'ün Washington temsilciliğini de yapan Çongar, 2006'dan beri bu televizyonda "iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması" adlı bir aylık program sunuyor. Çongar'ın, ABD'deki Georgetown Üniversitesi'nden Amerikan Etüdleri alanında master derecesi var.1995'te vefat eden piyanist Gülay Uğurata'nın kızıdır.

20 Haziran 2010 Pazar

Yüksel Selek HAYATI

Yüksel Selek hayatı bu konuda yayınlanmaktadır( 1934)
1934 doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunu. 1972-80 arası İstanbul'un çeşitli liselerinde felsefe öğretmenliği yaptı. 1980 askeri darbesinden sonra görevinden istifa etti. Daha sonra düzeltmenlik, redaktörlük gibi işlerde çalıştı. 1984-1989 arasında politik göçmen olarak Almanya'da yaşadı. 1975-91 arası İlerici Kadınlar Derneği ve Türkiye Birleşik Komünist Partisi'nde yöneticilik yaptı. 1997'den beri Aydınlık İçin Yurttaş Girişimi'nde ve 17 Ağustos depreminden bu yana Deprem İçin Sivil Koordinasyon'da çalışıyor.

18 Haziran 2010 Cuma

Yener Yılmazoğlu hayatı

Yener Yılmazoğlu hayatı bu konuda bulabileceksiniz.
1958 yılında Ardahan’ın Çıldır ilçesinde dünyaya geldi. 6 çocuklu çiftçi bir ailenin 4. Çocuğu olan Yılmazoğlu, ilk orta ve lise tahsilini Çıldır’da tamamladı. Ortaokul öğrencisi iken şiirle haşır neşir olan Yener Yılmazoğlu, liseyi bitirdikten sonra Kars’a yolu düşer. Hayatının akışı da işte burada değişir. Kars’ta halk aşıklarının uğrak yeri olan ve bir çok halk aşığının ocağı olan Murat Çobanoğlu’dan sazı öğrenerek çıraklığını yaptı. Kısa sürede bütün bölgede tanınan ve girdiği bir çok yarışmada derece alan Yılmazoğlu, daha sonra soluğu İstanbul’da alır. Yılmazoğlu bir anda Anadolu’dan göç eden gurbetçilerin aranan ozanı olur.
Ozanlıktan beyaz perdeye de geçen Yener Yılmazoğlu, doksanlı yıllarda Anadolu kültürünü ve ozanlık geleneğini beyaz perdeye yansıtır. Kars ve Ardahan da “Bitmeyen Kin” ve “Güneşe Merdiven” filmlerinde baş rol oynayan Yılmazoğlu, bu başarısından sonra senaryosunu kendisinin yazdığı “Ozan” filminde Anadolu ozanlarının yaşantısını en güzel şekilde yansıttı. Şu ana kadar ozanlık geleneğinde, gelmiş geçmiş ozanlarımızdan farklı olarak değişik makamları bozmadan alt yapılı “Ah çekerim” adlı müzik albümünü yaptı ve birde yönetmenliğini üstlendiği bir klip çekti.

Kendini sürekli geliştirerek yenileyen ozanımız; Ben Anadolu`yum, Anama Layla, Köyde Galdı gibi büyük halk kitleleri tarafından bilinen ve sevilen eserlerede imza attı. Yaklaşık beş seneden beri Meltem Tv`de `Sarı Tel` programının yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlenen ozanımız, değim yerindeyse Kars, Ardahan ve Iğdır`ın sesi olmuştur. Girdiği her toplumda Ardahanlı ve Çıldırlı olduğunu ifade etmekten onur duyan Yener Yılmazoğlu, kuşkusuz ki bölgemize büyük katkıları olan değerli bir isimdir.
Televizyon programı: Sarı Tel
Anadolumuzun, özellikle de Doğu Anadolu'muzun yüzyıllardır vazgeçilmez köklü bir geleneğidir ozanlık. Yener Yılmazoğlu'nun sunduğu “Sarı Tel” sazıyla, sözüyle, atışmalarıyla aşıklarımızı ve aşıklık geleneğini ekranlara taşıyor.Bu programda aşıkların, düşüncelerini doğaçlamayla saz ve söze nasıl döktüklerini heyecanla ve hayranlıkla seyredeceksiniz.
Türk insanı, bölgemiz ve güncel konular, atışmalarla, taşlamalarla, güzellemelerle aşıkların dilinden Sarı Tel'de

FİLİM: Çileli Aşık

Oyuncular: Yener Yılmazoğlu, İncilay Özdemir, Filiz Özen, Cesur Yılmaz, Nusret Özkaya, Ali Güney, Kemal Başnamlı, Mehmet Yiğit, Sultan Demir
Rejisör: Oğuz Gözen

13 Haziran 2010 Pazar

Abdülmecid Han hayatı

Abdülmecid Han hayatını bu yazıda bulabilirsiniz.( 25.04.1823)- (25.06.1861)
Osmanlı Sultanlarının otuzbirincisi

İslam Halifelerinin doksanaltıncısı


Saltanatı: 1839-1861
Babası: II. Mahmud Han
Annesi: Bezmialem Sultan
Doğumu: 25 Nisan 1823
Vefatı: 25 Haziran 1861

Küçük yaştan itibaren mükemmel bir tahsil gördü ve iyi derecede Fransızca öğrendi. Avrupa neşriyatını yakından takip eder, onların ilmî çalışmalarını ve siyasî fikirlerini öğrenmeye çalışırdı. Babası II. Mahmut Han'ın 1 Temmuz 1839'da vefatı üzerine henüz 16 yaşında iken Osmanlı tahtına çıktı.

Abdülmecid Han, tahta çıktığında Osmanlı Devleti iç ve dış buhranlarla karşı karşıyaydı. Osmanlı ordusu Nizip'te Kavalalı Mehmet Ali Paşa kuvvetlerine mağlup olmuştu. İki gün sonra da Kaptan-ı derya hain Fevzi Ahmet Paşa Osmanlı donanmasını Mısır'a götürüp teslim etti. İngilizler bu sırada Osmanlı tahtında devlet idaresinde tecrübesiz bir padişahın bulunmasını fırsat bilerek harekete geçtiler. Osmanlı Devleti'ne tam destek olmak vadiyle Mustafa Reşit Paşa'yı sadrazamlığa getirttiler. Paris ve Londra'da sefirlik yapan Reşit Paşa, bu müddet içerisinde aldatılarak mason yapılmıştı. Nitekim iktidara gelir gelmez ilk işi Tanzimat Fermanı'nı ilan etmek oldu (3 Kasım 1839). Osmanlı Devleti'nin yıkılma ve yok olma devrine açılmış bir gedik olan Tanzimat Fermanı devlete ve millete çok pahalıya mal oldu.

Sultan Mahmut Han'ın açtığı ileri medeniyet yolu üzerine engel olarak oturan Tanzimat adamları, Avrupa ilmini ve tekniğini almak yerine sathî taklitler üzerinde durdular. Böylece ilim ve teknikte ilerleme durdu. Avrupa'nın yaşayışına hayran olarak yetişen yeni nesiller taklit modasına kurban gittiler. Memleket şartlarını ve ihtiyaçlarını anlamadan rejim davasına kapılan tanzimat devri adamları, daha sonra ihtilalci olarak gayr-i müslimlerle birleşmişler ve buhranları artırarak, devleti sarsmaktan başka bir işe yaramamışlardır.

Mustafa Reşit Paşa ve yetiştirmelerinin Osmanlı Devleti içinde kendilerinin yıllardır yapamadığı tahribatı kısa zamanda gerçekleştirdiğini gören İngilizler, Mısır meselesinin hallinden sonra Osmanlı Devleti'nin başına yeni gaileler açtırmakta gecikmediler. Mustafa Reşit Paşa, İngiliz ve Fransız desteğini alarak 4 Ekim 1953'te Rusya'ya harp ilan etti. Ancak Osmanlı Devleti, Rusya ile savaş yaparken İngilizler, dünyadaki ikinci büyük İslam devleti olan Gürganiye Devleti'ni yıktılar. Hindistan, İngilizlerin sömürgesi durumuna geldi. Abdülmecid Han, batılıların yaldızlı reklamlar ve sahte dostluklarla örtbas etmeye çalıştıkları İslamiyet'i imha hareketini çok geç anladı. Reşit Paşa'yı görevinden aldı. 1853-55 Rusya ile olan Kırım harbi başarı ile neticelenmesine rağmen, savaş harcamaları dış borçlanma yolunu açtı. Osmanlı Devleti'nin savaşı kazanmasında rol oynayan İngiltere ve Fransa, devlet içinde yeni ıslahatlar istediler. Reşit Paşa'nın yetiştirmesi Ali Paşa'nın İngiliz ve Fransız elçileri ile ortaklaşa hazırladıklar Islahat Fermanı 1856'da ilan edildi. Bu ferman da Osmanlıların hristiyanlara verdiği büyük bir tavizdi. Nitekim fermanın uygulaması pek çok yerde büyük tepki gördü. 1858'de Cidde'de ayaklanma baş gösterdi. Eflak, Boğdan ve Karadağ'da bağımsızlık hareketleri başladı. Devletin içine düştüğü feci durum sebebiyle, üzüntüsünden tüberküloza yakalanan Sultan Abdülmecid Han, 25 Haziran 1861'de vefat etti. Yavuz Sultan Selim Han'ın türbesinin yanına defnedildi. "Atam Yavuz Sultan Selim Han'a hürmetten türbemi onunkinden daha aşağı yapın." şekildeki vasiyeti üzerine türbesi Sultan Selim'inkinden daha alçak ve kısa olarak yapıldı.

Abdülmecid Han devri, Sultan II. Mahmud Han'ın açtığı yenileşme yolunun, Mason Reşit Paşa ve yetiştirmeleri eliyle bozulduğu ve Avrupa'nın her bakımdan taklide başlandığı bir devir olarak göze çarpmaktadır. Abdülmecid Han hatasını anladıktan sonra memleketi, milleti kemiren iç ve dış düşmanlara karşı tedbirler arar ve bu iş için gece gündüz Allahü tealaya yalvarırdı. Ancak Osmanlı Devleti'nin içte isyanlar ve dışta Rusya ile harplerini fırsat bilen İngilizler, yetiştirdikleri ve işbaşına getirmeye muvaffak oldukları devlet adamları sayesinde ona bu fırsatı tanımadılar. Abdülmecid Han, bu karışık devrede memleket içinde çok başarılı işler de yaptı. 1844'te bugünkü Galata Köprüsü olarak bilinen Mecidiye Köprüsü'nü, 1848'de Küçük ve Büyük Mecidiye (ortaköy) camilerini yaptırdı. 1853'te İstanbul-Varna-Kırım arasında ilk telgraf hattı döşendi. Bu harekete hız verilerek, 1870'te 36000 kilometrelik telgraf hattı ile Osmanlı Devleti dünya devletleri arasında en ön sıralarda yer aldı. 1860'da İzmir-Turgutlu arasında demiryolu yapıldı. Ayrıca İstanbul'un her yerinde pek çok cami, mescit, mektep, hastane ve çeşmeler de yaptırmıştır.

Hakkında Yazılanlar

1.Mümin ve Müsrif Bir Padişah Kızı Refia Sultan
Ali Akyıldız
Tarih Vakfı Yurt Yayınları / Osmanlı Araştırmaları Dizisi

Sultan Abdülmecid'in kızı Refia Sultan 1842'de Beşiktaş Sarayı'nda doğdu, 1880'de öldü. İyi bir eğitim gördü, müzik dersleri aldı. Zamanı gelince de evlendirildi. Doğrusu pek de mutlu bir hayat sürdüğü söylenemezdi. Bir yandan ağır bir hastalıkla mücadele edip üst üste ameliyat olurken; öte yandan kocasıyla da anlaşamıyordu. Ama o bir padişah kızıydı, bütün bunlara tevekkülle katlanırken büyük bir debdebe içinde yaşamayı da seviyor, arabasını bile Paris'ten getirtiyordu. Refia Sultan mektup yazmayı severdi, hem mektuplarını hem de en küçük sipariş pusulasını bile saklamıştı. Doç. Dr. Ali Akyıldız, işte bu belgelere dayanarak Refia Sultan'ın hazin hayat hikayesini anlatırken dönemin zengin ve ilginç bir panoramasını da sunuyor.