21 Temmuz 2010 Çarşamba

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi
Sakarya Üniversitesi ile Kocaeli Üniversitesi ortaklaşa olarak 17 Ağustos Marmara Depremi'nde etkilenen binaların yeni deprem yönetmeliğine uygun olup olmadığının belirlenmesi için çalışma başlattı. Bu kapsamda Serdivan İlçesi'nde iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi 5.5 büyüklüğünde yapay deprem üretilerek binanın olası yeni bir depreme karşı dayanıklılığı ölçüldü. Testler, Marmara Depremi'nden etkilenen diğer illerde de yapılacak.

Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Mustafa Kutanis ve Kocaeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Kemal Beyen'in koordinatörlüğünü yaptığı, 'Performansa Dayalı Tasarım ve Değerlendirme Yöntemlerinin Deprem Sonrası Türkiye'de Gözlenen Yapı Performansları ile Karşılaştırılarak Geliştirilmesi Projesi' kapsamında saha çalışması yapıldı. iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi depremde az hasar gören 5 katlı boş bir binanın en üst katına yerleştirilen yapay deprem üretecilerinin ürettiği salınım hareketi, binanın zeminine ve farklı katlarına yerleştirilen 10 hassas deprem ölçüm cihazıyla bilgisayar ortamına aktarıldı. Böylece, binanın, yeni deprem yönetmeliği dayanıklılık tasarım kurallarına uygun olup olmadığı test edildi.

Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Kemal Beyen, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, 17 Ağustos 1999 depreminde hasar görmüş yapıların üzerinde zorlama deprem etkisi yaparak dinamik testler gerçekleştirdiklerini belirterek, "Buradaki amaç, zorlama kuvvetlerin etkisiyle, depreme yakın hareketler altında, yapı davranışını izleme şebekesinin marifetiyle kaydetmek. Bunun iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi analizleri yapılarak yapının dinamik bazı parametreleri, projeye uygunluğu, proje içinde kullanılan yöntemlerin sınanması imkanı ortaya çıkıyor" diye konuştu.

Doç.Dr. Beyen, yaptıkları deneyle binada, 5.5 büyüklüğündeki depremin yaratacağı salınıma ulaşıldığını kaydederek, şunları söyledi:

"İçine kurşun ağırlıklar konularak belirli genlik ve frekanslarda sinüs hareketleri oluşturuluyor. Bina da buna iştirak ediyor, aynı hareketleri bina da yapıyor. İkinci bir set cihaz da kayıt cihazları. Bu cihazlar ivme ölçen cihazlar. Bunlar da önemli yapısal noktalara 10 tane yerleştirildi. Birbirlerini şebeke olarak görüp çalışıyor."

Sakarya Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Mustafa Kutanis ise amaçlarının Deprem Yönetmeliği'nin 7'nci bölümünde yer alan, mevcut yapıların deprem performanslarının belirlenmesi konusunda çeşitli veriler elde etmek olduğunu söyledi.

Yrd.Doç.Dr. Kutanis, "Bugün burada üzerinde çalıştığımız bina hasarlı bir bina. Dolayısıyla biz yönetmeliğin öngördüğü biçimde bilgisayar modellerini kuracağız. Aynı hasarı biz bilgisayar modelinde de yakalamaya çalışacağız. Kurduğumuz bilgisayar modeli hakikaten bu binayı yansıtıyor mu, bu binanın deprem davranışıyla benim bilgisayarda kurduğum bina örtüşüyor mu? Şu andaki çalışmalar bize bu konuda ışık tutacak" dedi.

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarismasi, 15 ay daha sürmesi planlanan projeye Gölcük'te yapacakları çalışmalarla devam edeceklerini ifade etti.

18 Temmuz 2010 Pazar

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Çok PKK'lı vuruluyor

iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması Çok PKK'lı vuruluyor

"Çok PKK'lı vuruluyor, ya koordinatları değiştirin ya da düşürün şu Heron'ları" sözlerini içeren skandal görüşmenin 13 mehmetçiğin şehit düştüğü Dağlıca baskınından 11 gün önce yapıldığı ortaya çıktı. İddiaları doğrulayan bir açıklama da Savunma Bakanı Vecdi Gönül'den geldi. Gönül, TARAF Gazetesi'ne yaptığı açıklamada, 'PKK'lılar için Heron'u düşürmek isteyen iki subaydan hesap sorulacak. Daha önce dosya ortada kalmıştı. Şimdi işler yoluna girdi' dedi. Öte yandan Genelkurmay'ın bu iddiaları hala yalanlamaması bu yöndeki iddiaları daha da güçlendiriyor.

Terörle mücadelede kullanılan insansız hava aracı 'Heron'larla ilgili tüyler ürperten skandalın yankıları sürüyor. Bugün Gazetesi önceki gün manşetten verdiği haberde Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç.'nin, Hava Pilot Yarbay Selami Selçuk Ç.'yi arayarak "Çok PKK'lı vuruluyor, düşürün şu Heronları" talebinde bulunduğu, Yarbay'ın da "Çaresine bakarız" karşılığını verdiği iddia ediliyordu. Haberde görüşmeyi MİT'in tespit edip Genelkurmay'a bildirdiği, ancak soruşturmanın üç yıldır savsaklandığı da belirtiliyordu. Gelişmeler kamuoyunu şoke ederken vahim olayla ilgili yeni bir ayrıntı daha ortaya çıktı. Skandal konuşma, 2007'deki Dağlıca baskınından 11 gün önce yapılmış. 21 Ekim 2007'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleriyle aynı günde gerçekleşen Dağlıca baskınında 13 asker şehit olmuş, 8 asker de kaçırılmıştı. Dağlıca baskınında da istihbarat raporu olaydan 9 gün önce karakola ulaştığı tespit edilmişti.

10 Ekim'de geçen konuşmada Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç.'nin, Yarbay Selami Selçuk Ç.'ye, "Kendi adamlarım (PKK'lı teröristler) çok zayiat veriyor, ya koordinatları değiştirin ya da Heron'ları düşürün." dediği belirtiliyor. Konuşmayı kaydeden MİT, bunu hemen Genelkurmay Başkanlığı'na ulaştırıyor. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneralİlker Başbuğ tarafından 28 Ekim'de Adlî Müşavirliğe talimat veriliyor ve soruşturma başlatılıyor. Ancak dosyaya bakan askerî savcılık, Üsteğmen Fırat Ç. ve Yarbay Selami Selçuk Ç.'nin isimlerinin İP/Karargâh Evleri soruşturmasında yer alıyor olması nedeniyle yetkisizlik kararı veriyor ve dosyayı Karargâh Evleri soruşturmasına bakan Albay Ahmet Zeki Üçok'a gönderiyor. Üçok da Heron dosyasını davayla birleştirmiyor. Yalnızca Üsteğmen Fırat Ç.'yi tanık olarak dinliyor. Karargâh Evleri soruşturması kapsamına alınmayan Heron soruşturması, 3 yıldır askerî savcılıkta bekliyor.

Bunun adı hıyanettir
Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi:
Bu son derece mühim bir meseledir, ihmalin ötesinde yardım etmek anlamına gelir. Bunun adı da hıyanettir. Genellemeye gitmek doğru olmaz belki ancak soruşturma sürecinin bir an önce tamamlanması gerekir. Eğer dosya 3 yıldır bekletiliyorsa, hem failler hem de işi savsaklayanların acilen sorgulanması lazım. Türkiye'nin şu anda birinci gündem maddesi terördür ve böyle bir hadise bize önemli dersler vermeli. Bir kere sınırda terörle mücadele eden askerlerin durumunun daha iyi denetlenmesi gerektiği ortaya çıkıyor. İhmalde bulunan, alenen yardım ve yataklık eden ya da göz yumanlar varsa süratle cezalandırılmalı. Herhangi bir subayın bu şekilde davranmış olması akıl almaz bir şey. Şu anda en önemli gündem bu olmalı ve bütün sorumlular açıklama yapmalı.

Genelkurmay, derhal açıklama yapmalı
Emekli Binbaşı Gürcan Onat:
Türk subayının bu şekilde bir ilişki içerisine girmesi tam bir ihanettir. Konunun üstü örtülmeden, Genelkurmay Başkanı'nın derhal bir açıklama yapması lazım. Rezalet bir durumla karşı karşıyayız. Hemen bir soruşturma başlatılıp olayın gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır. Başbuğ kendi personelini aklamak için bunu yapmalıdır. Eğer iddialar doğru ise o subay cezalandırılıp TSK'dan uzaklaştırılmadır. Konuyla ilgili müfettişler görevlendirilip geçmişte buna benzer olayların varlığı araştırılmalıdır. Yıllardır TSK içindeki birçok subayıirticasöylemi ile uzaklaştırdılar. Ancak böyle bir ihaneti yapan subay kurum içerisinde kalabiliyor. Halk artık bu çelişkiyi sorguluyor. Bu rezil durum kesinlikle açığa çıkarılmalı.

Bu yapıyla terör sorunu çözülmez
Emekli Binbaşı Şahin Akdoğan:
Terör sorununun sadece PKK ve Kürt halkı ekseninde olmadığını zaten biliyorduk. Hem bölgedeki dış politikanın gerekleri hem de içerideki bazı yapıların katkısı olmadan terör örgütünün bu kadar zamandır var olabileceğine ihtimal vermiyorum. Zamanında kurulan Çekiç Güç'ün terör bitirme hedefinin uzağında olduğunu, bilakis teröre destek olabilecek hamleler yaptıklarını görüyoruz. Bu yapılanma ne terörü çözebilir ne de Kuzey Irak'taki çıkarlarımızı koruyabilir. Bölgede görev yapmış bir subay olarak, bu tarz bir telefon konuşmasına çok şaşırmadım açıkçası. Bölgedeki istihbarat paylaşımındaki eksiklikler, profesyonel olunmadığını ya da samimi hareket edilmediğini gösteriyor. Bunların kanıtlanması ve sorumlulara yaptırım uygulanabilmesi önemli.

Bu hainleri kim koruyor?
Emekli Kurmay Binbaşı Fuat Özçelebi:
Skandal üstü skandal bir durum. Açıkça bir ihanet. Bu insanlar hâlâ TSK içerisinde görev yapıyorlar. Rahatça hareket edip bana bir şey yapamaz edasıyla orduda görevlerine devam ediyorlar. Genelkurmay derhal konuyla ilgili bir açıklama yapmalı. Olay gerçekse bu kişi derhal ordudan uzaklaştırılmalı. İnsanlar canlarını ortaya koyarak savaşıyorlar. Bu kişiler ise vatana millete ihanet ediyorlar. Bu durumun hiçbir izahı yok. Kim adı geçen kişileri koruyorsa o da bu hainlerin arkasında demektir. Derhal cezalandırılmaları gerekiyor.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Et ve Balık Kurumu (EBK) Genel Müdürü Bekir Ulubaş, kırmızı et fiyatlarının

EBK: Dengelendiğinde son vereceğiz

Et ve Balık Kurumu (EBK) Genel Müdürü Bekir Ulubaş, kırmızı et fiyatlarının spekülatif hareketler nedeniyle arttığını belirterek, buna müsaade etmeyeceklerini, spekülatif hareketler durup, piyasa dengelendiğinde ithalatı durduracaklarını söyledi.
Sivas'ta bazı kurum ve kuruluşları ziyaret eden Ulubaş, gazetecilerin kırmızı et fiyatlarındaki artışa ilişkin sorularını yanıtladı.

Orta Anadolu'nun doğusu, Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu'da özel sektör yeterli derecede teknolojik yatırım yapamadığı için besici ve çiftçinin sürekli zarar ettiğini, güvenli pazarını yitirdiğini ve ülke hayvancılığının bundan ciddi etkilendiğini bildiren Ulubaş, ''Bu bölgelerde belli kısıtlar olduğundan dolayı özel sektör buraya sürekli pazar olamamış. Bu nedenle besi ahırlarındaki doluluk oranı yüzde 30'lara kadar inmiş'' dedi.

Ulubaş, EBK'nın dönüşüyle beraber pazar bulan besicilerin her geçen gün yeni işletmeler kurduğunu, bazı illerde 5-10 bin başlı işletmelerin oluştuğunu ifade etti.

EBK'nın özelleştirme kapsamından çıkarılmasından rahatsız olan kesimler bulunduğunu belirten Ulubaş, ''Bunlar spekülatif hareket başlattı. 'EBK özelleştirmeden çıkarılmamalıydı', 'Devlet tekrardan et mi satacak?', 'Kasaplık mı yapacak?' sözleri başladı. Bunun arkasından değişik yerlerden 3'er, 5'er besi hayvanı alıp kesmek suretiyle 13,5 lira civarındaki fiyatları önce 16 liraya sonra 18 liraya kadar, üçer, beşer hayvan alarak taşıdılar ve bir beklenti oluşturdular. 'Fiyat artacak, pazara arz etmeyelim' beklentisi'' diye konuştu.

Türkiye'nin aylık kırmızı et tüketiminin 70 bin ton olduğunu, fiyat artacak beklentisiyle arzın kısılması nedeniyle açık var gibi göründüğünü, bazı kişilerin de bu yönde açıklamalar yapmasıyla kırmızı et fiyatlarının arttığını kaydeden Ulubaş, bu gelişmeler üzerine piyasanın dengelenmesi için Bakanlar Kurulu kararıyla EBK'ya ithalat yetkisi tanındığını hatırlattı.

EBK Genel Müdürü, bu çerçevede, 20 Mayısta 8 bin ton, 1 Temmuzda 4 bin ton kasaplık sığır ithalatı ihalesinin yapıldığını, 14 Haziranda ise 4 bin ton besilik hayvan ithalatı ihalesinde tekliflerin alındığını söyledi. Ulubaş, ithal edilen hayvanların EBK kombinalarında İslami usullere göre kesildiğini ve tüketicilerle buluşturulduğunu bildirdi.

-''SPEKÜLATİF HAREKET DURUP, TEKRAR DENGELENDİĞİNDE İTHALAT DURDURULACAK''-

İthalat kararının ardından karkas etin kilogramının 18 liradan 13,5 liraya düştüğünü, bunun bir süre devam ettiğini, spekülatif hareketi başlatanların son dönemde basına ''et fiyatlarının yükseleceği'' yönünde açıklamalar yapmaya başladıklarını ifade eden Ulubaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Spekülatif hareket başlar başlamaz psikolojik olarak piyasalarda karkas et fiyatları 0,5-1 lira civarında yükseldi. Biz bunun spekülatif bir hareket olduğunu açıkladık ve Bakanlar Kurulu tekrar EBK'ya 100 bin ton canlı kasaplık ve besi sığırı ithal etme yetkisi verdi. Eğer bu spekülatif hareket devam ederse buna müsaade etmeyeceğiz. Tüketici aleyhine bozulmasını engelleyeceğiz. Bu spekülatif hareket durup, tekrar dengelendiğinde biz kesinlikle ithalatı durduracağız, son vereceğiz.''

Besilik dana ithalatı konusuna da değinen Ulubaş, bu hayvanların seçiminin yapıldığını, iller bazında müracaat edenler arasında kura çekip, teslim edeceklerini söyledi. Ulubaş, ''İlk gemide 20 bin baş besilik dana gelecek. Hereford ve Angus ırklarından. Bu ırklar, dünya hayvancılık literatürlerinin en kaliteli besi ırkı olarak kabul ettiği hayvanlardır. Bunların danalarından getirip, besicilere vereceğiz. Onlar bu 200 kilogramlık canlı hayvanları 700 kilograma kadar besleyip, ihtiyaç duyulan yerlerde et işletme merkezlerine kestirip satacaklar'' dedi.

Ulubaş, canlı kasaplık sığır dışında et ithalatı yapmayacaklarını bildirdi.

Sığır ithalatının 13 ülkeden yapıldığını belirten Ulubaş, söz konusu ülkelerin Dünya Sağlık Örgütü'nce hastalıksız, hastalık riski olmayan ülkeler arasında kabul edildiğini sözlerine ekledi.

03.07.2010 20:32:37

1 Temmuz 2010 Perşembe

Meclis Genel Kurulu'nda Dışişleri

Meclis Genel Kurulu'nda Dışişleri Bakanlığı'nın kuruluş ve görevleri hakkında kanun tasarısının görüşülmesi sırasında CHP'li Elekdağ'ın Türkiye'de 'akıl kayması var sözüne Bakan Davutoğlu'ndan anında cevap geldi.

TBMM Genel Kurulunda, Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.

Tasarının tümü üzerinde MHP Grubu adına söz alan Muğla Milletvekili Metin Ergun, kanun tasarısını desteklediklerini ve olumlu oy kullanacaklarını ifade etti.

Türkiye'nin dış politika ve denklemlerinin AK Parti döneminde ''hasar gördüğünü'' öne süren Ergun, ''AK Parti'nin uyguladığı dış politika, milli menfaatlerimizle örtüşmemektedir, ayakları yere basmamaktadır ve hayalperesttir'' dedi.

Şahsi, ikili, kayda geçirilmeyen görüşmelerle dış politika yürütüldüğünü öne süren Ergun, ''AK Parti dış politikayı teslimiyetçi ve angaje şekilde yürütmektedir. İzlenen yol ilkesiz ve omurgasızdır'' diye konuştu.

Ergun, Ermenistan ile imzalanan protokollerin Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkilere ciddi şekilde zarar verdiğini iddia etti.

CHP Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ da tasarıdaki ''büyükelçilerin hükümeti temsil ettiği'' yönündeki maddenin çıkarılması gerektiğini, bunun Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürdü.

Ermenistan ile imzalanan protokolleri ''tam bir fiyasko'' olarak niteleyen Elekdağ, ''Hükümet bunu eline yüzüne bulaştırdı'' dedi.

Türkiye'nin İran ile bağlantılı yürüttüğü diplomasiye eleştiriler yönelten Elekdağ, Mavi Marmara gemisine saldırının üzerinden bir ay geçtiğini ve hiç bir adım atılmadığını söyledi.

Dışişleri Bakanı'nın ''Kudüs'ü başkent yapacağız'' diyecek kadar ''şirazeden çıktığını'' öne süren Elekdağ, ''Bir Dışişleri Bakanı böyle hesapsız bir şekilde konuşabilir mi?'' diye sordu.

Elekdağ, ''Türk dış politikasında eksen değil akıl ve izan kayması var'' dedi.

AK Parti Düzce Milletvekili, AB Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış da teşkilat kanunun Dışişleri Bakanlığının ihtiyacı olduğunu söyledi.

Türkiye'nin büyük bir devlet olduğunu ve büyük devlet gibi hareket ettiğini belirten Yakış, ''Türkiye'nin küçük devlet gibi hareket etme alışkanlığını AK Parti tersine çevirdi'' görüşünü di getirdi.

Türkiye'nin bölgesel oyuncu olarak ortaya çıktığını, parlayan, yükselen bir güç olduğunu dile getiren Yakış, tasarı hakkında bilgi verdi.

BAKAN DAVUTOĞLU'NDAN SERT ÇIKIŞ

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, TBMM Genel Kurulunda, İsrail Endüstri ve Ticaret Bakanı Benjamin Ben-Eliezer ile Brüksel'de yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, ''Ticaret Bakanı olarak değil, İsrail Başbakanı Netenyahu'yu temsilen bizden görüşme talebinde bulundu ve biz bu görüşmeyi gerçekleştirdik, doğru da yaptık. Şartlarımızı yüzlerine doğrudan ve net olarak söylemek için bunu yaptık. Neler söylediğimiz devlet kayıtlarında yazılıdır'' dedi